24 Mart 2010 Çarşamba

keşke

herkesin keşkesi kendine özel.. benimkiler daha çok kavramın kendisiyle alakalı..

keşke çevremde, dünyada olan herşeyi deşmeseydim.. keşke insanlara takıntılı olmasaydım..

yapabiliceklerini bilip, tahmin edip senaryolar oluşturmasaydım.. ve keşke bu senaryolar gerçek olmasaydı sonunda..

insanlar ve yaşadıkları, yaşıcakları hakkında fazla veri doluyum.. mide bulandırıcı..

basit aslında.. herkesin korktuğunu, herkesin hayal ettiğini bilmek bile yetiyor..

burdan star wars monoloğuna geçmicez merak etme.. ama zaten merak etmedin, bu geyik benim aklıma geldi, sende biliyormuşsun, bu konuya bağlarmışsın gibi geldi.. başka bi zeka senin ki..

korku hep sığınma isteği uyandırıyor, ülkeye, birine, benim gibi bu şehre.. blog adı bu yalnızlıktan.. insanlara güvenip sığınıcak diilim artık.. yada sığınıp karşılığını seksle, az biraz ilgiyle satın alamam..

kendimi satamam..

aciz değilmiş rolü yapıyor herkes.. bu role ayak uydurmak için ne kadar fazla bilgi ezberlenirse hayat istendiği gibi kodlanabiliyor..

biliyorum ki dünyada kalan son romantik diilim, azaldı ama çok.. çok hem de..

insanların kendine ihanetinden bıktım.. okuduklarını unut, aldığın eğitimi, yattığın diğerlerini unut.. içtiğin içkileri, uyuşturucuları da geç.. onlar hep diğerleri, senin dışında..

sen nesin peki.. sen hayal kurmaya başladığında, üç yaşında neysen osun.. emin ol o hayalleri ne kadar itersen it sen osun.. acıktığında önünde yemek olmayınca bağırıp çağıransın yada bekleyensin.. gördüğün dondurmayı annenin kolunu bacağını çekiştirerek isteyensin yada sessizce bakıp geçensin.. hayallerin için bağırıp çağıran yada susup onların sana gelmesini bekleyensin.. bak hayatına, bak bakalım böyle mi diil mi..

en olgun halinde, tam bu hırsı törpülemiş başkalarının sana dayattığı hayalleri yaşarken biri çıkar karşına.. bir duygu diğerini tetikler.. çocuklaşırsın, duygu sağanağına boğulursun.. öyle etkilidir ki öncesi ve sonrası diye ayrılır hayatın.. sistem artık bozulmuştur durağan ve monoton haline dönemezsin.. ne kadar çabalasanda olmaz..

6 yaşımdan 22 yaşıma kadar ağlamadım ben.. sistemim açık vermez gibiydi, kalıbım belliydi.. kırıldı..

bundan sonraki hayatımda naparsam yapıyim o duygu sağanağı bastırıcak arada.. bazen nedenini açıklıcam, bazen açıklamıcam ama hıçkıra hıçkıra ağlarken bulucam kendimi.. çenemi kırıcak kadar fazlaca açıp ağzımı bağırıcamda..

sende de öyle olucak.. onun yüzünden diceksin bazen, bazen hayatın şusu busu diceksin.. aynada kendine bakıcaksın, ellerine, ayaklarına.. senin diillermiş gibi görünücek..

senin diiller çünkü..

3 yorum:

Ecrin dedi ki...

İnsan kendine yabancılaştıkça bir başka güce sığınma talep ediyor değil mi?.. Kendi ile barışınca da yeniden güç buluyor cesurca yaşamaya... Kendinden uzaklaşınca, hatta küsünce kendine, bir yerde zorlanıyor şahsı ile barışmaya... ama illa birgün bir yerde barışıyor... Yeniden kendine dönüyor... Belki yaralı bereli, belki kırık dökük, belki büsbütün değişmiş dönüyor ama dönüyor işte... Benim keşkemde insanların ihanetleri üzerine... Keşke bilseler kendilerine ihanet ettiklerini... Ölümden kaçar gibi kendilerinden kaçtıklarını... Bilseler, bilsek, farkında olabilsek... Hayat acımasızca yüzümüze vurmadan farkedebilsek keşke...

Adsız dedi ki...

eleştirilmeye ve taşak geçilmeye tahammülün yoksa yazılarını paylaşma. git not defterine yaz.

rene gallimard dedi ki...

ahahha sana mı sorucam lan.. bu ne samimiyet.. ayrıcaaa eleştri nerde, taşşak nerde.. hani nerde ooooOoOooooOoo (tribün gazı verdim bak, hala kasıyosun ya oda ilginç)

Yorum Gönder