13 Ocak 2011 Perşembe

SARI'dan artanlar..

genel kurguya oturmadığı için taslak olarak bıraktığım bir sürü deneme kaldı elimde.. kaybolup gitmesini istemediğim yazılar bunlar.. bazıları didaktik, bazıları kurgu-gerçek.. tamamen kendinden güç alıp sınırlarını zorlarken unutmamak için not aldığım fikirler bunlar.. bu alttaki parça ağustos'un son günlerinden.. ara ara Sarı'nın dışında kalanları atarım buraya..


-bağımlı-


Kafasını ellerinin arasına aldı Sarı. Bağımlıydı o’da. Din gibi, eroin gibi, televizyon gibi. Taraftardı o. Fenerbahçe’ye bağımlıydı, onu siktirip atan kız arkadaşına bağımlıydı. Onlardandı o’da.

İş denen şey bedenini, beynini kiraya vermendi. Günlük, haftalık, aylık, yıllık. İnsanlığın medeniyet dediği şey birbirini kiralayıp uyum içinde yaşamaktı. Tüm dünya genelevdi. Kendini satıp karşılığında para alan insanlar bir başkasını satın alıyordu o parayla. Kabustu bu. Zaten kısa olan hayatlarının çoğu kölelikle geçiyordu. Uç örnekler toplumdan dışlanmıştı. İnsanlara kendi gerçeklerini hatırlatıyordu çünkü. Kölelik bitti dediler, kölelerin bir kısmını bütüne ekleyip. Orospulardan nefret etti herkes, çok açıktı çünkü. Çok gerçekti. Sana kendini hatırlatıyordu. Süregelen sistemler en iyi halleriyle dünyanın %80’ini aç bıraktılar. İnsanlar şimdi ellerinde kalan bu sistemleri düzeltmenin yollarını arıyorlar. Binlerce senelik gelişmenin sonucunda elde ettikleri tek şey açlık.

İnsanları standart normlara çekmek isteyen bu gelişmiş sistemler hastalıkları tedavi ediyor. Amaç daha uzun yaşam değil. Nasıl yaşadığına bakınca bundan iki yüz sene önce otuz yıl yaşayan insan kadar bile yaşayamıyorsun sen. Onun kendi dünyası vardı. O kiralık kontratlarını daha kısa tutuyordu.

Toplumu oluşturmak;

Onlara hep beraber inanacakları kavramları ezberletin. Milliyetçi olsunlar mesela, isveç’te doğan kendi ırkının üstünlüğüne inansın, kenya’da doğan kendine. Dindar olsunlar mesela, malezya’da müslüman olsunlar, brezilya’da hristiyan. Hiçbiri bu savunduklarının doğuştan üstüne etiketlendiğini düşünmesin ama, kendileri seçmişler gibi olsun. Bu kısım zor, şöyle yapalım o yüzden, ülkelerinin nehirleri tüm dünyanın en güzeli olsun, diğer ülkelerde aynı şeyi yapacağından problem olmaz. En güzel sebze meyvede o ülkede yetişsin, orası yaratıcı tarafından kutsanmış olsun. Bunlar sen doğmadan çok önceleri belirlenmiş ve söyleniyor olsun, sen de katıl aralarına, sen de söyle.

Söyleyemiyorsan tedavi edecekler seni, hastasın çünkü sen. Belirlenen hedefler herkes için, nasıl kabul etmezsin, ortak ahlak kurallarını kabul edeceksin.

Çalışacaksın, para kazanıp harcayacaksın, bayramlar olacak, kutlayacaksın. Çocuk yapıp aynı ezberden geçireceksin. İyi insan olacaksın, iyi insandan kasıt ideal insan burda, kimseyi rahatsız etmeden, problem çıkarmadan, yaşadığını fark ettirmeden çoktan ölmüş olacaksın. O zaman güzel hatırlayacaklar seni.

Verdiğin yıl sonu raporu insanlık tarihini değiştirecek, kendini paralayıp mal alımında .19 indirim yaptırmış olman mezar taşına büyük harflerle işlenecek. Bu arada vakit bulamadığın için aşkının gözlerine 145311 saat az bakacaksın.

Korkma ama dinler var, kiraya verdiğin hayatının farkındalar, sana ölünce yenisini verecekler. Tek yapman gereken kontratını doldurman.

Ama gene de bazıları yapamayacaklar bunu. Dinle oluşturulmuş toplum kuralları daha farklı cümlelerle devletler tarafından savunulacak. Alternatif bitmez, yemeyi sevebilirsin mesela, çok sevdirebilirler, obez olman herkes için en iyisi, hareketsiz kalan bir bedeni kontrol etmek kolay. Yüz senedir biraz biraz değiştirilip önüne konan bulmacaları bir maymun çevikliğinde çözüp kendini mutluda edebilirsin. Yakında eline çubuk tutuşturup tavana asılı muzu da almanı isteyecekler. Dünya hakkında ne kadar ezberin var, denizler, vadiler, şehir adları, sebze, meyve, hangi heykel nerde, resimler, ressamlar, yazarlar, kitap adları, film adları. Seni sadece oyalayan milyonlarca kelime. Karakterim dediğin şeyi oluşturan parçalara bak, dinin, sevdiğin yemekler, favori filmlerin, favori markaların, kazaklar, gömlekler, saati hangi koluna taktığın, küpe takıp takmaman, tuttuğun takım, iki kola markası arasında ki seçimin. Sen ciddi misin?

Düşündüklerin, asında hiç etkin olmayan ama diğerleriyle paylaştığın fikirlerin. Kürtaja karşı olup olmaman, demokrasi tartışmaların, sanat tartışmaların. Daha önce birilerinin kurduğu cümleleri tekrar ve tekrar kurman.

Sistem eleştirileri bile modern denen dünyanın kendi çıkarlarına emanet. Arada çıkan bir kitap, bir film bütün gazı alıp götürüyor, hazımsızlığa birebir. Sistemi eleştirmek kapitalizmi eleştirmekle sınırlandırılmış. Sen kapitalizmi eleştirirken farkında değilsin ki çoktan onu kabul etmişsin. İnsanlığın başlangıcından bügüne kadar oluşan adı farklı içeriği aynı sistemlerin sana sunduğu tek şey açlık oldu. Yada sen şanslıydın seni doyurdu diyelim, seni doyurmak için geri kalanı aç bıraktı. Sen insan olarak tüm bu ezberin içinde sana ezberletileni bile unuttun. Yada unutmak istedin diyelim. Aş evlerinde sabah çorba dağıtabilir yada dünyada ki açları doyuracağını söyleyen örgütlere onları senden uzak tutsunlar diye rüşvette verebilirsin. Üstüne düşen görevi yapmanın mutluluğuyla şimdi hemen git ve güzel bir yemek ye, belki verdiğin para bir ay sonra bir ekmek olarak aç bir çocuğun midesine iner. Neyse sen onu bir hafta daha hayatta tutmuş oldun, haftaya ölür ama önemli değil senin için.

Önemli olmalı da demiyorum ben, sadece gerçekte kim olduğunu bil. Sen eğitildiğin insan değilsin. İçinde iyi diye tanımladıkların kadar kötü diye tanımladıklarında var. Tabi senin tanımınla. Benim baktığım yerden sen sadece insansın. Neyi, nerde, nasıl istiyorsan yapabilmelisin. Bugün uyandığında negatif mi yoksa pozitif mi olduğunu sorgulamaman lazımdı, gün içinde ne kadar artın ne kadar eksin olduğunu ilkokul çocuğu gibi beynine yazmayı bırak.

Herşey daha kötü versiyonlarıyla başa dönecek. Sen çareyi gene onlarda arayacaksın. Önce dinleyecekler seni, törpülemen gereken yerlerini iyice anladıktan sonra tedavi edecekler. Uyuşturucuya direncin fazla demek ki senin, devlet eliyle uyuşturucular alacaksın eczaneden. Tüm depresyonun kaybolacak, tüm o sinirin. Öyle uyuşacaksın ki geriye senden hiçbişi kalmayacak, sen gidince problemlerinde seninle gidicek. X’lere Y’lere katılıcaksın. İstatistik kağıdından çıkan ortalama sonuçlardan olacaksın.

Bağımlılıktan kurtaracaklar seni bir başka şeye bağımlı hale getirip. Zaten tüm bu işlemler sırasında seneler geçecek, nolduğunu anlamadan sistemden çıkmış olacaksın. Yaşlanınca ölüme terk edecekler seni, artık tehdit olmadığın için ne halin varsa gör. Onlar yeni kuşaklara takmış olacaklar o sırada. Aynı dinler, aynı televizyonlar, aynı açlık. Gene birileri sırıtacak arada, belki o birileri psikolojiye de dirençli olacak, sosyoloji alacak bayrağı ondan. Öyle mantıklı görünecek ki anlatılanlar beynin eriyip kulaklarından akacak sonunda, yazın serinlemek için dilini ağzından çıkarıp sık nefes alıp vereceksin. Pati vereceksin istenince, ödül olarak balık kraker alacaksın. O krakeri bazen ailen, bazen iş arkadaşların, bazen aşkın cebinde taşıyacak hep.

Bir gün yalnız kalacaksın. Daha önce yalnız kalanların mirasını devralacaksın. O mirası bırakanlar her çağda her yüzyılda katledildiler. Bir sonraki nesile kaynağı gösterme fırsatları olamadı.

Bu milyarlarca insanın merkezinde karıncalarda olduğu gibi bir ana kraliçe yok. Merkezleri tamamen belirsiz ve soyut. Renksiz, duygusuz. Sen o merkezi hissettiklerinle dolduracaksın.


ağustos 2010

serdar


1 yorum:

minerva dedi ki...

ahh.. ah!

Yorum Gönder